üst reklam
Bizim Mahmut’un hikâyesi

“Nisan yağmurları yağdığından beri tehlikeli şiirler okur oldum. Çünkü nisan bolluk, bereket, bahar ya da 3B’nin ortasında bulunan bir aydır benim için…”

Böyle düşünüyordu yazar Mahmut…

Yanına usulca yaklaştım. “Hayırdır, ne diyon Mahmut?” Diye hafif Yörük şivesiyle sordum sorumu.

“Sorma yahu dereler doldu taşınan gözlerim doldu yaşınan” dedi. Baktım gözleri dolu doluydu. Nisan yağmurlarının etkisiyle gözleri doldu zannettim.

Neden gözleri dolduğunu sordum? “Anlatmam sen bul” dedi. Oturdum karşısına bir nur perdesinin içinde parlayan gözlerinin içinin tam ortasında bir yerlerde hayat vardı.

Ne olabilirdi Mahmut’u duygulandıran…

“Epeydir, evlenemiyordu bundan olabilir miydi?” diye düşündüm.  

Üzerinde 2B yazan kalemi neden daha koyu çizmiyordu bunu mu düşünüyordu.

Yoksa bir yöneticiye şikayet mi etmişlerdi? Bunu da pek takmazdı aslında. Hem bizim Mahmut ne davalar, soruşturmalar görmüştü. Aklına gelir miydi?

Yazı İşleri Müdürünün düğününü mü hatırlamıştı?

Göçen yollara mı üzülüyordu… Kokan çöplere mi yanıyordu… Başkansız kalan köy derneğine mi içerliyordu… Gelmeyen teşvik için yol mu gözlüyordu…

Neydi Mahmut’un derdi bir türlü anlayamadım.

Sordukça: “Sen bul Kamil!” diyordu. Üstelik kızım kızım kızıyordu. Cıvıl cıvıl cıvıldayan Mahmut, somur somur somurtur olmuştu. Bu öfke kimeydi?

Oysa bizim Mahmut, Taptuk Emre dergahına odun taşıyan Bizim Yunus gibi içten, hoşgörü deryasında boğulmak üzere olan bir balık gibiydi.

Velhasıl-ı kelam… Mahmut’u üzen, gözlerini dolduran olayı çözemedim.

Yalnız şunu anladım. Mahmut tüm şikayetlere, eleştirilere, kızgınlıklara rağmen doğru bildiğinden şaşmayacaktı…

Ardında kapı gibi ona destek olan ağabeyleri olduktan sonra dereleri dolduran taşlarla, yağan nisan yağmurlarıyla duygulanmayacak daha da güçlenerek dönecekti yalnızlığına…

Karar verdim Mahmut’a omuz vermeye…

O gün anladım ben Nisan yağmurlarından güç almayı…

O gün daha iyi anladım ben yağmurda ağlayınca çok fazla belli olmayacağını…

Mahmut şimdi ilçesinde, köyünde kendi dünyasında çok mutlu…

Makam, mevki, para, pul vız gelir tırıs gider…  Çünkü Mahmut sapına kadar gönül adamıdır. Daima gönül adamlarının, gönül ağrısı, memleket sevdası olanların yanındadır.

Bizim Mahmut her yağmurda arar beni,

“Keşke,” der… “Keşke…”  Ve gerisini getirmez. Ama ben anlarım onu…

Aslında o: “Bizim Yanmayan Odunlarımız” var demek ister…

 

 

Bizim Mahmut’un hikâyesi Yunus Emre Coşan
Diğer yazıları

YORUM YAPMAYA NE DERSİNİZ

Yukarı Geri Ana Sayfa
Ensar Web Tasarım