Manşet Yazarlar Yöreden

Bizim babalarımız…

Anneler, babalar, abiler, ablalar gibi günlerdeki duygusallığı sevmesem de Babalar Günü’ne dair bir yazı yazma isteğim hep oldu.

Ama bu cesaret isteyen bir istekti.

Zira babaların içinin analardan daha çok ağladığı dünyamızda, gözyaşlarını saklayıp burun sızılarını yüreğinde hisseden o güzel insanları anlatmak oldukça zor.

Çünkü yüzlerinde belli etmeseler de içlerinde fırtınalar kopardıklarını tahmin edebiliyorum.

Babaları yazarken, bizim babalarımızdan yola çıkmanın daha güzel olacağını düşündüm.

En azından çevremdeki babaların gönlü geniş dünyalarını bu yazı vesilesiyle biraz daha hissedebilirim.

Bir de bakmayın siz “onlar evlat sevgisinden ne anlar” diyerek çocuksuz ailelere bel altından vuranlara…

Onlar dünyalık tatlarını almış, ahretini düşünmeyenlerdir.

Çünkü Allah, dilediğine çocuk bahşedeceğini de ayetleriyle sabit kılmıştır.

Tüm bunların yanında Babalarımız var yörede de…

Örneğin kiraz tepesinde güneşin alnında terini silerken okuyan oğluna, asker oğluna harçlık gönderebilmenin hesabını yapar, bir taraftan da çileğinin kaç para yapacağını hesap eder.

Kızlarını düşünürler: “güvende mi, değil mi?” evlendikleri yerlerde…

Üniversiteli kızlarından değerleri ile okumalarını isterler…

Çıktığı kabukları beğensinler, arada sırada da olsa köylü hallerini hatırlasınlar isterler…

Kendileri çok sıkı tutamasa da akraba bağlarını çocuklarından beklerler köprü olmayı…

Üçüncü köprüler yapılırken gönül köprüleri yıkılmasın diye dua ederler…

Memleketin dört bir yanından kaza, şehit, yangın, afet, cinayet, bomba haberleri gelirken duaların en samimisi dökülür dudaklarından…

Küfürlerine kızmazsınız onların…

Yolda kalanlara yardım eden de, mezarlıklarda ziyaret bekleyenler de Bizim Babalarımızdır…

Çok çile çektiler yıllarca… Kazma kürek çalışmanın, taş taşımanın adı tam da onlardı.

Sefer tasları dile gelse kim bilir neler anlatırdı…

Öyle zengin değillerdi… Elektrik kurumlarında, maden işletmelerinde, tarlalarda, dükkanlarda çalıştılar…

Belki de tek keyifleri şoförlük yaptıkları yollarda “Biz Babadan Böyle Gördük” şarkılarını söylemekti…

Ağlayanları da vardı “Bu adam Benim Babam”ı dinlediklerinde…

Yaşı kaç olursa olsun çocuklarına ev köy yapma derdinde olanlar ile torunlarını camilere alıştıranlar da bizim babalarımız…

Onlar bu dünyadan göçtüklerinde bile sisli gözleriyle bizi görüp “acaba ne yapıyor?” diye üzerimize titreyenlerdir.

Babası hayattan göçenler ne kadar özlüyorlardır kim bilir…

Benim babam hayatta olmasına rağmen bu yazıyı burnumun direği sızlayarak yazdım…

Ne mutlu ki bugünlerde iki babam var… Fark ediyorum ki büyüdükçe daha çok özlüyorum onları…

Çocukken babamın cebinden para aşırdığım masum günleri de çok özlüyorum…

Dedelerimin babalığını, kavruk emekçi ellerini, gözlerimin önüne getirirken fedakarlığın arşa yükselen hayatlarını saygıyla anıyorum… Aramızdan ayrılanlara rahmet; kalanlara sağlıklı, uzun ömür diliyorum.

Tüm babaların babalar gününü kutluyorum…

yunusemrecoşan – haziran 2016

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.